<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410</id><updated>2012-01-05T10:06:26.805-08:00</updated><category term='murathan mungan'/><category term='yüksek topuklar'/><category term='yalnız bir opera'/><category term='yeliz şenay'/><category term='erkekler için divan'/><category term='üç aynalı kırk oda'/><category term='ödünç hançer öldürmez beni'/><category term='zaman lekesi'/><title type='text'>MuNGaN</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-6611358774539499797</id><published>2009-07-22T03:54:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T03:56:29.052-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüksek topuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>YÜKSEK TOPUKLAR</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;"Hayatım içimden geçen cümleler içinde geçti."&lt;br /&gt;"Araba kullanmak için ehliyet alınıyor, doktorluk, avukatlık yapmak için diploma isteniyor, herhangi bir işyeri için ruhsat belgesi şart koşuluyor, berber falan olmak için kalfalık, ustalık belgesi gerekiyor da ana baba olabilmek için neden hiçbir yeterlilik belgesine gerek duyulmuyor?&lt;br /&gt;Bu tür tartışmalarda çocuk sahibi olmanın tabiat gereğiyle açıklanmasına da bayılırım; günümüzde bu anlayışın herhangi bir geçerliliği kalmış gibi. Yüzyıllardır bütün dünyayı tabiata karşı giydirdikleri halde bir tek çocuk yapma konusundaki bu tabiyatçılık sinirime dokunuyor doğrusu. Beşinci sınıf kooperatif evleri yapacağız, balkonunda mangal çevirip geğireceğiz diye beş yüz yıllık ağaçları hart hart doğrarlarken tabiat akıllarına gelmez; kanalizasyon borularını su kaynaklarının tam ortasından geçirirken de tabiat hatırlanmaz. Cinsellik ve türevleri söz konusu olduğunda ise bir tabiatçılık bir tabiatçılık! Üstelik hiç kimse cinselliğini tabiatına göre yaşayamazken..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Erkekler yalnızca beraber olduklarında değil, ayrıldıklarında da eksiltiyorlardı kadınları..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne yazık ki, kadınlar arasında kurulan ittifakların çoğu, ancak başka kadınlar söz konusu olduğunda mümkündür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlar esir alındıkları yeri, korundukları yer sanırlar. Kadnlar için hem siper hem sığınaktır mutfak ve her zaman sıcak aile yuvasının içimizi ısıtan sembolü anlamına da gelmez; yaşayan ölüler halina gelmiş kimi kadınların morgudur aynı zamanda. Toprağa verilene kadar bekledikleri yerdir."&lt;br /&gt;Bilirsiniz, bedenler sonra ölür."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bazı insanların her şeyleri gibi neşeleri de yorucudur."&lt;br /&gt;"Bütün cevapları içinizden vermemekte yarar vardır. Sitemin hakkından en iyi daha baskın bir sitem gelir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir süredir kafama taktığım şeylerden biri de, iki soyadlı kadınlar. Allahım ne kadar çoklar! Yakında Çin Halk Cumhuriyeti nüfusu kadar edecekler. Ayrıca çifte soyadın söylenişinde hep bir 'yecüc mecüc' havası oluyor. (Ki, bu atalarımızın sahiden Ortaasya'dan geldiğinin ispatı olan bazı kadınlara çok yakışıyor) Hem babasının hem kocasının atasoyunu taşımadaki ısrarlarında, amaçlananın tersine feminist bir yan göremiyorum ben. Kadınlara soy kimliğini, hem koca hembaba soyadlarıyla veren erkek vurgusunu katmerlendirmekten başka... İkinci soyadını değiştirmedeki sıklıklarına bakılırsa, yolunda gitmeyen yalnızca adlarına eklenen ikinci soyadların sahipleri ve onlarla olan ilişkileri de değil. Bu kadar sık değişen ikinci soyadı, karşıymış gibi göründükleri evlilik kurumuna olan inançlarının da naçiz bir ifadesi olsa gerek... deneye deneye bir gün olacağını sanıyorlar zahir. Aynı yerde açılan dükkanlar, ne kadar tabela değiştirirse değiştirsin, bir türlü tutmazlar. Bana kalırsa, birçoğu ikiledikleri soyadlarıyla, bir yandan da, etrafa koca bulduklarının duyurusunu yapmaya çalışıyor aslında, ' Benimki çok üzülüyor onun soyadını kullanmıyorum diye,' diyerek koca üzüntüsü yatıştırıyor görünmenin altında, aslında ' Artık benim de bir sahibim var,' demenin, akılları sıra incelikli bir yolunu buluyorlar. Yani hem geleneksel oyunların nimetlerinden, hem modern zamanların her tür kazancından yararlanarak hiçbir müsameren eksik kalmamaya çalışıyorlar. Sıradan bir ikiyüzlülük değil bu; ne yazık ki, kadınlara özgü dişil bir ikiyüzlülük! Kadınlar, bahane bulmada erkeklere oranla çok daha incelikli ve ustadırlar. Üstelediğinizde, soyadları yüzünden, devlet dairelerinde, postanelerde ya da bankalarda yaşanan aksiliklerden, boşandıklarında soyadlarından ötürü yaşadıkları güçlüklerden, gündelik hayatta karşılaştıkları zorluklardan falan söz edeceklerdir, artık ne kadarını yerseniz!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yorgunluk benim genel halim. Bana, 'Nasılsın?' diye soranlara, en sık verdiğim yanıtın 'Yorgunum,' demek olduğunu keşfettiğim günden beri, daha bilinçli olarak 'Yorgunum'. Şu memlekette yaşayıp da yorgun olmamak mümkün mü? Beden yorgunluğu dediğinden ne olacak, iki-üç dinlenmeyle geçer, ama ben aslında vatan yorgunuyum! Ruh yorgunuyum, gönül yorgunuyum, hayat yorgunuyum; öğrenmek, bilmek, anlamak, anlamamış gibi yapmak, düşünmek, hissetmek, tanımak, tanık olmak, katlanmak, anlayış göstermek, görmezden gelmek, üzerinde durmamak, idare etmek, üzülmemiş görünmek, alışmak, alışamamak, sabretmek, katlanmak, beklemek yorgunuyum. Tam da artık bu memlekette hiçbir şey şaşırtamaz beni sanırken, her seferinde yeniden şaşırmak yorgunuyum."&lt;br /&gt;"Birçok kadın delirmemek için, kendini ev temizlemeye vurarak delirir."&lt;br /&gt;"Her çocuk sahibi kadın, buna karşılık hayatının en az yarısını öder. Geri kalan yarısındansa artık ne çıkarsa!"&lt;br /&gt;"Bilincin laneti, insanoğlunun uğradığı lanetler içinde en korkuncudur."&lt;br /&gt;"Toplumsal hafıza, yalnızca başarmışların kaydını tutar. Kaybedenlerin hikayesi hiç saklanmaz. Oysa dünya tarihinin çok önemli bir bölümü kaybedenlerin hikayelerinde saklıdır."&lt;br /&gt;"Yalnızsanız, zamanın ve ölümün fazlasıyla farkındasınız..."&lt;br /&gt;"Kalabalıkların başıboş uğultusu, içinizdeki uğultuyu oyalar... İnsanı içinin sesini dinlemekten alıkoyan gürültüler, kimi zaman bir çeşir terapi yerine geçebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bazı hayaller, boşa çıksalar bile, gücünü yaşanmışlıktan alan hatıralar kadar canlı ve şiddetli hatırlanabilirler."&lt;br /&gt;"Şimdi her çeşit kötülüğün, zeka oyunu;her çeşit aşağılamanın ince alaycılık sanıldığı bir çağa geldik."&lt;br /&gt;"Mutlaka her durumda vermem gereken bir karşılık bulunması zorunluluğunu hangi yaşlarda, nasıl edindim bilmiyorum. Hiçbir şeyi kesin sessizliklere, belirsizliklere, suskunluk anlarına, boşluğa emanet edememek, gerçek bir iç yükü... Oysa, dünyanın açıklamalarla kolaylaştığını kim söylemiş!"&lt;br /&gt;"Yanıtları merak gidermede değil, yeni sorular üretmede kullanıyor, bütün çocuklar gibi. Her açıklama çabası, saniye sektirmeyen yeni bir soruya yol açıyor. Bir tek çocuk bile, dünyadaki bütün 5N'lerden nefret ettirebilir insanı. 'Ne, Neden, Nerede, Ne zaman, Nasıl?'Oysa, gerçek yanıt ne kadar güzel ve yalındır: 'Elinin körü!'"&lt;br /&gt;"Kadın dediğin, başına gelenlerin üzüntüsüyle yetinmez, gelebilecek olan bela çeşitlerini de hayal ederek, derdini çoğaltır."&lt;br /&gt;"Zamana derinliğini veren şey hüzündür."&lt;br /&gt;"Bütün arkadaşlarım, tanıdıklarımla içimden konuşuyorum. Çünkü dışımdan konuşsam, diyeceğim şeyler hiç hoşlarına gitmeyecek. Hatta belki çoğuyla bir daha görüşemeyeceğim bile...Tanıdığım çiftlerin birçoğunda olduğu gibi, yemeğe çıkmak için, hep bir üçüncü kişiye gerek duyacak kadar birbirlerinden sıkılmışlardır ve yanılıp da gittiğinizde, daha ilk beş dakikada niye orada, o masada olduğunuzu anlayıverirsiniz. Birbirlerine anlatacak şeylerini tüketmiş, baş başa kalma arzularını yitirmişlerdir; böyle gecelerde, size, onların tükenmiş filmlerinde " yardımcı kadın oyuncu" rolü oynamak düşer... Yeni tanıştıklarında aralarına kimseyi istemeyen, hatta dünyayı görmeyen gözler, zamanla başka birilerinin varlığına gereksinim duymaya başlar. Çevrelerindeki herkes, yalnızca arkadaşları olmaktan çıkıp, evliliklerini ya da beraberliklerini kurtarma operasyonunun birer cansimidine dönüşür."&lt;br /&gt;"Kadınların sahiplenme duygusu bunca güçlü olduğu halde, hayatta sahip olmak istemedikleri tek şey, 'yaş' galiba."&lt;br /&gt;"Bir nihilistle hiçbir şey tartışılmaz. Tartışılsa da zevki olmaz."&lt;br /&gt;"Neden, herkes kendi yaşam deneyiminde, şimdi ulaşmış olduğu yeri, insanlığın geldiği son nokta sanır?"&lt;br /&gt;"Sürüden ayrılayım derken, sonuçta başka bir sürü yaratmaya yarayan her çeşit seri üretimden kendimce uzak durmaya çalışırım."&lt;br /&gt;"Hatırlamak başka şeydir, hatıra sahibi olmak başka..."&lt;br /&gt;"Güçlü kadınlar, erkekleri zayıf kadınlardan daha iyi severler. Sevmek güç gerektirir çünkü. Zayıfların sevmek için bahaneleri, güçlülerinse gerekçeleri vardır. Arkalarında durabilecekleri gerekçeleri. Bahanelerse çabuk değişir. Aşk, ihanet, sadakat ve benzerleri söz konusu olduğunda, kadınlar, zayıf mı, güçlü mü olduklarına bakmaksızın, kendilerini bütün kadınlarla bir tutarlar, oysa en başta zayıf kadınlarla güçlü kadınlar bir değildir."&lt;br /&gt;"Aslında hiçbir anne oğlunun hayatında kendi yerini alacak birini istemez, ama öyle görünür. Birçok anne oğullarına eş olarak ancak kendilerinin "dublörü" olabilecek kızları beğenirler. Hayatlarının geri kalanını da "dublörlerinin" hata ve kusurlarını aramaya adarlar. İnsanın tepesini attıran bu kadınların önüne oğullarını atıp, " Hadi gel benim yerime sen oyna," diyesiniz gelir."&lt;br /&gt;"Her insan, kendi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Az ya da çok, ama mutlaka bir bedel. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır."&lt;br /&gt;"Uğruna neler kaybettiğinin hesabını yaparak hiçbir zaferin tadını çıkaramazsın. Bu yüzden nelerden vazgeçmiş olduğumu düşünmem bile! Kazandıklarıma bakarım."&lt;br /&gt;"İnsanların acıları onlar çok konuştukları için uzun sürüyor."&lt;br /&gt;"Çok gevezelik eden bir toplumduk belki, ama aslında hiç konuşmuyorduk. Sahiden konuşmuyorduk."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"belli bir zenginliğin, refahın ve konforun içine doğmuş, zaten bunlarla büyümüş insanların gerçeklik duygusu ve gerçeklikle kurdukları ilişki biçimleriyle, paraya ve onun getirdiklerine sonradan sahip olmuş insanların gerçeklik duyguları da, gerçekleri de aynı değildir. Bu ikinci gruptakiler, kendilerini yeni gerçekliklerine ikna etmek için, çok daha fazla gösterişe, daha fazla tekrara, daha fazla vurguya gerek duyarlar. Görgüsüzlük denen şey, bu yüzden çok sahici bir şeydir. Yeni hayatlarına, sahiden zengin olduklarına inanmak için yaparlar bütün bunları; kendilerini her an uyanabilecekleri bir rüyanın güvensizliği içinde hissettiklerinden uykusu tedirgin zehirli bir mutluluk içinde yaşarlar."&lt;br /&gt;"herkesin namusu yakalanana kadar!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eskiden insanlar banka soymak için yüzlerine bir mendil takar, ellerine bir silah alır, banka kapısına dayanırlardı; şimdi banka soymak için banka kurmak yetiyor."&lt;br /&gt;"Kadınlar kandırılacaklarsa eğer, bunu bir erkeğin yapmasını isterler, bir kadının değil!"&lt;br /&gt;"Geçmişe hüzünlenmek bile, safiyetini yitirip, bir trend oldu nicedir. "Nostalji modası" deniyor şimdilerde; zamanı "değer"lerle tartanların sahiden soylu bir iç sızısıyla andıkları geçmişle, günün modası gereği sığ bir mazi yardakçılığıyla üretilip tüketilen "nostalji" arasındaki derin fark ayırt edilemiyor. Her sümüklü sızlanış nostalji sanılıyor. Herkesin bir geçmişi vardır sanılıyor. Yazık ki, geçmiş bile herkesin değildir. Kimileri yalnızca hatırlar. Hatırlayanlar başkadır, mazisi olanlar başka. Mazi edinilir. Mazi de birçok şey gibi emek ister insandan. Hatırlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Yaşıma göre yıllarımı ve hayatımı bunca ağırlaştıran şeyin, hatırlama gücüm olduğunu düşünüyorum."&lt;br /&gt;"Kadınlar erkeklerden daha çabuk, daha derin küserler."&lt;br /&gt;"Kadınlardan 'seri katil' çıkmadığı hep söylenir ya, düşünüyorum da, ben bunun ilk örneği olabilecek bir potansiyel taşıyorum aslında. Beni engelleyen şey, belki de bütün kadınları engelleyen şeyle aynıdır: Kadınların en önemli erdemlerinden biri olarak, birkaç adım sonrasına akıl erdirebilme yetisi. Kadınlar doğal stratejistlerdir. Şiddetin toplumsal silahları olmadığını bilirler. Fiziksel şiddet toplumsal gramerde erkeklere aittir. Onu kullanmaya kalkışıp görüldükleri, ortaya çıktıkları anda bu silahın kendilerine daha büyük zararlarla geri döneceğini bilirler. Bu yüzden hayallerini uygulamak yerine, yazmakla yetinirler. Polisiye yazarı kadınların çokluğu, hem bu potansiyele işaret eder, hem de onların bu potansiyelin taşıdığı tehlikelerin ne denli farkında olduklarını gösterir."&lt;br /&gt;"Erkeklerle konuşmakmış!O kadar konuşmayla, ben ne kadarını başarabildim ki?İlişkinizin pürüzlü ve zor bir zamanında sevgiliniz olan erkeğe "gel konuşalım" demek aslında şu anlama gelir:"Ben konuşacağım.Sen dinleyeceksin."Erkeklerin konuştuğu görülmüş müdür?Nitekim bana da her seferinde öyle olmuştur. Ben konuştuğumla kalmışımdır. Onun söyledikleri daha çok "kafam çok karışık", "tam olark bilemiyorum", "biraz düşünmem lazım", "bana biraz zaman tanı", "bunu sonra konuşuruz" şeklindedir. Konuşma konusu futbol olmadığı sürece erkekleri konuşturmanın ne kadar imkansız olduğunu ben mi öğreteceğim size?Duygularına, düşüncelerine ad aramaktan hoşlanan kadınlardır, erkekler değil. Erkekleri buna zorlamayın, siz kaybedersiniz. Hele erkeği iç yolculuklara davet eden tutum, davranış ve konuşmalara asla kalkışmayın, o yolculuklardan hiçbir erkeğin geri döndüğü görülmemiştir. Bu aynı zamanda sizin de ayrılık yolculuğunuz anlamına gelir. ki, şu erkek kıtlığında bunu isteyip istemediğinizi bir kere daha düşünün!Kimi kadınlar, çeşitli durum değerlendirmelerini didiklemeye vardırarak adamları canından bezdirirler. Açık söylemek gerekirse, kadın-erkek ilişkileri konusunda uzman-bilirkişi sayılabilecek kadar deneyim ve bilgi sahibi değilim ama, gene de sınırlı deneyimlerimden öğrendiğim kadarıyla, erkeğin her davranışına, her duygusuna, attığı her adımına "sözlükte" bir karşılık aramaktan vazgeçin. Yorulduğunuzla kalırsınız.Erkekler öyle oldukları için öyle davranırlar."&lt;br /&gt;"Rüya sahibinin kendinden sakladıklarını başkalarına söylemede pervasızdır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ayrılıkları ayrıntılar acıtır. Kadınları mahveden erkekler değil ayrıntılardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Arkadaşlarım bana sık sık insanlar hakknda önyargılı olduğumu söyler. Ben de onlara 'Ben, o önyargı dediğiniz şeyleri kaç yılda kazandım, biliyor musunuz?' derim."&lt;br /&gt;"Her kadın,kendisinin çok başka olduğuna ve diğer kadınlara benzemediğine inanır. Bunu nihayet bir erkeğin görmüş olması ve dile getirmesi hoşuna gider. 'ben senin bildiğin kızlardan değilim' lafı durduk yere çıkmamıştır. Bunu söyleyen bütün kızlar aslında bildiğimiz kızlardır ve bilmediğimiz kızlardan olduklarını sanmamızı isterler. BU yüzden ' Sen çok başkasın biliyor musun', sözü, bütün kadın kulaklarına hoş gelir.Ancak, çeşitli olasılıkların çoğalttığı sorular ve durumlar barındıran sinsi bir tuzak çalışmaya başlar bu sözün içinde:Bir: Sahiden 'çok başka' bir kadın olmadığınız halde, kendinizi öyle sanıyor, kendiniz hakkında yanılıyor olmayasanız? Bir erkeğin erken yaşta öğrendiği hazır kalıp tavlama cümlesidir bu. denemiş, işe yaradığını görmüştür. Böyle bakıldığında, ne siz başkasınızdır, ne de o. Sizi birbirinize yakınlaştıran da, bunun tersini sanmanın sıradanlığıdır aslında."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocukluğum benim karanlığımdı. Bilinmez korkularımdı. Büyüyünce hallederim diyerek hayatımın rafına kaldırdığım ve bir daha indirmeyi göze alamadığım saklı yükümdü. Oysa, çocukluğumun gözlerinin, nice anıyı benden bile sakladığını yıllar sonra anladım. Hiç hatırlamadan hiç unutmamışım meğer. Utanmanın unutmak sanıldığı yıllarda insan kendi hatıralarıyla bile saklambaç oynayabiliyor."&lt;br /&gt;"İnsanların büyük çoğunluğu kendindeki kötülüğe kördür; saklayamadığı durumlarda en fazla "huy" diye nitelendirmeyi yeğler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"geçtiğimiz yollarda kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini tekrar tekrar hatırlatmalarıdır. Bir kere kaybetmekle kurtulamadığımız şeylerdir. Yoklukları hayatımızdaki varlıkları haline gelir. Hep, ama hep hatırlarız. Ne biçim kaybetmektir bu?"&lt;br /&gt;"Bütün büyük aşklar gibi, birbirimizi terk ettikten çok sonra ayrılabildik."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevdiklerimizin hayatına ya erkek girer ya da geç kalırız. Bütün aşk dramları da bundan doğar zaten. Bize de öyle oldu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlığın nasıl bir rekabet ve tehlike potansiyeli olduğunu, en çok beş yaşındaki kız çocukları hatırlatır insana. Henüz numaraları oturmamış, kartları kapatmayı öğrenmemişlerdir. Bir kadının içinin makinesini çalıştıran kablolar, bağlantılar ortadadır. kadını bütün çıplaklığıyla görmek için en uygun yaştır o."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilirsiniz, birbirine benzeyen insanların dost olması, sanıldığı kadar kolay değildir. Aşılması gereken bir dolu ince ve sinsi tuzak barındırır. Birbirlerine benzeyen insanların dostlukları da,düşmanlıkları da bu yüzden sağlam ve kalıcı olur. Hangisinin sağlam olmasını istediğinize karar vermek artık size kalmıştır."&lt;br /&gt;"ne yazık ki, başı dolu kadınlar, erkeğin omuzuna ağır gelir."&lt;br /&gt;"Bazı geçmiş hesaplaşmaları, ince eleyip sıkı dokumaya gelmez. Hani fasulye, semizotu, ıspanak ayıklarken, başta tane tane iş görüp sonra doğru yerli yersiz kusur bulur, tutam tutam elemeye başlarsınız ya, bir yaştan sonra yapılan iç hesaplaşmaları da öyledir. Uğruna aylar harcadığınız ayrıntılarla nice zaman yitirdikten sonra, bir bakarsınız ki, hayatınızın önemli bölümlerini blok blok atlamaya başlamışsınız.Galiba bana olan da buydu. Ayrıntılarla çokça zaman yitirmiştim, geri kalanıyla da baş etmekte zorlanıyordum.İyimser insanların bardağın dolu tarafını, kötümser olanlarınsboş tarafını görmesiyle ilgili o ünlü örnekten yola çıkarak, beni çoğu kez bardağın boş tarafını görmekle suçlarlar. Ben öyle biri olmadığımı düşünüyorum. Bana kalırsa, benim sorunum,bardağın yarısının dolu, yarısının boş olduğunu aynı anda görmek ve iyimserler için yeterince iyimser, kötümserler için yeterince kötümser olmamak. bu da her zaman olduğu gibi beni gene herkesin içinde yurtsuz kılıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir kere görmeye başlarsanız, artık hep görürsünüz."&lt;br /&gt;"Zenginlerin zenginlikleriyle gösteriş yapmalarından ne kadar nefret ediyorsam, yoksulluklarıyla övünenlere de tahammülüm kalmamıştı. Taşıdığınız çeşitli ideolojilere göre, gösterişin nesnesi değişebilir ama, sonuçta gösteriş gösteriştir ve içeriği ne olursa olsun, gösterişe dönüşen her şey çirkindir."&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-6611358774539499797?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/6611358774539499797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=6611358774539499797' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/6611358774539499797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/6611358774539499797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/yuksek-topuklar.html' title='YÜKSEK TOPUKLAR'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-1468284048013369181</id><published>2009-07-22T03:52:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T03:53:31.357-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üç aynalı kırk oda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>ÜÇ AYNALI KIRK ODA</title><content type='html'>&lt;em&gt;"Ne zaman içime biraz fazla baksam, yükseklik korkun depreşir..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gövdesini kaslarına taşıtan hantallardan değil, iskeletine taşıtan, yere sağlam basan erkeklerdendi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aşk sözkonusu olduğunda bilmek yetmiyor, bilmek değiştirmiyor, aşk kendi yasalarını istiyor sizden... aşk bilinç dinlemiyor.Aşkın kendine özgü bir bilinci ve o tuhaf bilincin kendince yasaları var. Tarife gelmeyen yasaları. Emirleri o veriyor..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aşk, sevdiğimiz kişinin mazisini de ele geçirmemizi ister bizden...Aşk, birlikte yaşanmamış zamanları da ele geçirmek ister."&lt;br /&gt;"Günün birinde yazdıklarımdan bir perde çekeceğim hayatıma. Herkes kağıt üzerinde yazılanları benim hayatım sanacak, ben de hayatımı saklamış olacağım böylelikle. Saklanmanın en iyi yolu fazla görünmektir biliyor musun? Herkes seni gördüğünü sanır, sen de rahat edersin. Kasada oturan kiz gibi! Herkes kasadaki kızı görür, ama kimse tanımaz.."&lt;br /&gt;"Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi her şeyden çok daha fazla özler. O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. Bir andır o, ama bütün zamanlara siner."&lt;br /&gt;"Yol değil, yolculuktur önemli olan. Nasıl yolculuk ettiğindir, nerede durduğun, nerede mola verdiğin, ne zaman yoluna devam ettiğin, hangi sapakları kullandığın, hangi dönemeçleri aldığın, ne zaman yavaşlayıp ne zaman hızlandığındır. Kiminle yolculuk ettiğin de önemlidir elbet, yoluna çıkanlara ne yaptığındır, kimleri yoldan çıkardığındır, yolunu kesenlere biçtiğin kaderdir."&lt;br /&gt;"Dişine göre av seç, ava göre diş edinemezsin!"&lt;br /&gt;"Kadınların güçlü olduğu anlarda, ilk küçümsedikleri şeyin, diğer kadınlar olduğunu anlıyor..."&lt;br /&gt;"Hangi yol ağzı, hangi kararlar için gereken zamanı tanır ki? Zaman sadece geçer."&lt;br /&gt;"En iyi intikam şekli, kayıtsızlıktır."&lt;br /&gt;"Gerçeklik dedikleri budur zaten: Bir büyük yalanın bütün doğruları örtmesi!"&lt;br /&gt; &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-1468284048013369181?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/1468284048013369181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=1468284048013369181' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/1468284048013369181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/1468284048013369181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/uc-aynali-kirk-oda.html' title='ÜÇ AYNALI KIRK ODA'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-51731319529900641</id><published>2009-07-22T03:45:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T03:51:34.831-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkekler için divan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>Mungan'dan Dizeler</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;"beden dediğin aşka vesile&lt;br /&gt;insan ruhlara âşık olur&lt;br /&gt;sevdikçe başkasını&lt;br /&gt;kendini bulur" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;"bir kere olsun unutmak için&lt;br /&gt;beyhude&lt;br /&gt;bin kelime!" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;"kana karışan aşk zamana intikamla sızar&lt;br /&gt;bilirim, çok geçtim buralardan&lt;br /&gt;benim zaferim ayrıldıktan sonra başlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkta zafer olmadığını anlayana kadar" &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;"gördüm:&lt;br /&gt;bu kadar kullanılmış anlarla ;&lt;br /&gt;kendi yüzüne bile dönemez insan&lt;br /&gt;kaybolduğu aynalardan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşer kendi yarattığı boşluğa"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"hiç şansın yok yeminim karşısında&lt;br /&gt;akarsan suyunum&lt;br /&gt;kurursan çölünüm&lt;br /&gt;geçersen yolunum&lt;br /&gt;çık karşıma&lt;br /&gt;çık karşıma&lt;br /&gt;ya beni öldür&lt;br /&gt;ya al kollarına&lt;br /&gt;ikimize birden bu nehir boyları fazla"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;"ayrılmak ayırmadı bizi&lt;br /&gt;beni her gören sen sanır"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"söyle uzak sevgilim&lt;br /&gt;kaç kardeşin ederim senin&lt;br /&gt;kaç merhemin var bana&lt;br /&gt;iyileşebilecek yaralar için"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bazı aşklar yalnızca ayrılıkları için bile değer..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-51731319529900641?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/51731319529900641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=51731319529900641' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/51731319529900641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/51731319529900641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/mungandan-dizeler.html' title='Mungan&apos;dan Dizeler'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-4496354901302505704</id><published>2009-07-22T03:38:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T03:43:52.840-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkekler için divan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>Erkekler İçin Divan_Murathan Mungan</title><content type='html'>Şiirlerinde geleneksel malzemeden yararlanmayı seven Mungan'ın ilk divanı bu kitap.Erkekler aleminin çeşitli ruh hallerine ve gel-gitlerine değinmiş.Kendi tarihiyle birleştiği çalışmalarından okuyucu kendine ait tarihler edinebiliyor.Mungan için aşk,ruhun geleneksel düzeyin üzerine çıkması demek.Erkekler İçin Divan’da yer alan 70 şiirin yalnızca birkaçı dergilerde yayımlanmış, büyük çoğunluğu bu kitapla birlikte okur karşısına çıkıyor.&lt;br /&gt;Erkekler için Divan"ın tasarımını, Mungan'ın geride bıraktığı 13 şiir kitabını yeniden bir tema etrafında düzenleyen Bülent Erkmen üstlenmiş. Yaldızlı ve neon renkler kullanılmış. Şiirlerin tarihi de geçmişteki kitaplara oranla daha güncel. Eskiden, çok kitap çıkarmakla eleştirilen Mungan'ın şiirlerini yazdığı tarihle yayımlama tarihine hiç dikkat edilmezdi. En az üç-dört yıllık bir uçurum olurdu aralarında. Murathan Mungan, bu uçurumla ilgili olarak "Şiirlerin demlenme süreçleri var, ben zamanı kullanmayı bildiğimi düşünüyorum" demişti, "O yüzden de zamanın işini ben yapmaya çalışmıyorum. Bana verilen zamanı doğru kullanmaya çalışıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve divana giriş yapayım; "Kalbin sırrına vâkıf olmak için aşk / üfledi cam şiirlerimi / her aşk bir öncekiyle kendini terbiye eder."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-4496354901302505704?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/4496354901302505704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=4496354901302505704' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/4496354901302505704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/4496354901302505704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/erkekler-icin-divanmurathan-mungan.html' title='Erkekler İçin Divan_Murathan Mungan'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-7061813497632725035</id><published>2009-07-19T02:11:00.000-07:00</published><updated>2009-07-19T02:15:53.266-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman lekesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnız bir opera'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>Yalnız Bir Opera/ bu şiiri çok seviyorum</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLkJGs2aoI/AAAAAAAAAI0/hWpIGsZi1ZU/s1600-h/leylai.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360097351592995458" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLkJGs2aoI/AAAAAAAAAI0/hWpIGsZi1ZU/s400/leylai.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda&lt;br /&gt;Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim&lt;br /&gt;Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim&lt;br /&gt;Ben sende bütün aşklarımı temize çektim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmrendiğin, öfkelendiğin&lt;br /&gt;Kızdığın ya da kıskandığın diyelim&lt;br /&gt;Yani yaşamışlık sandığın&lt;br /&gt;Geçmişim&lt;br /&gt;Dile dökülmeyenin tenhalığında&lt;br /&gt;Kaçırılan bakışlarda&lt;br /&gt;Gündeliğin başıboş ayrıntılarında&lt;br /&gt;Zaman zaman geri tepip duruyordu.&lt;br /&gt;Ve elbet üzerinde durulmuyordu.&lt;br /&gt;Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,&lt;br /&gt;Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.&lt;br /&gt;Başlangıçta doğruydu belki.&lt;br /&gt;Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,&lt;br /&gt;Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,&lt;br /&gt;Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.&lt;br /&gt;Ve hala bilmiyordun sevgilim&lt;br /&gt;Ben sende bütün aşklarımı temize çektim&lt;br /&gt;Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana&lt;br /&gt;Bütün kazananlar gibi&lt;br /&gt;Terk ettin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz başıydı gittiğinde, ardından,&lt;br /&gt;Senin için üç lirik parça yazmaya karar vermiştim.&lt;br /&gt;Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.&lt;br /&gt;Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.&lt;br /&gt;Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.&lt;br /&gt;Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu&lt;br /&gt;Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından&lt;br /&gt;Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine&lt;br /&gt;Çerçevesine sığmayan&lt;br /&gt;Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine&lt;br /&gt;Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.&lt;br /&gt;Seni bir şiire düşündükçe&lt;br /&gt;Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi&lt;br /&gt;Uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.&lt;br /&gt;Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük&lt;br /&gt;Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,&lt;br /&gt;Belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.&lt;br /&gt;Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.&lt;br /&gt;Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?&lt;br /&gt;"Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda.&lt;br /&gt;Altına saat:16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.&lt;br /&gt;Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını&lt;br /&gt;Takvim tutmazlığını&lt;br /&gt;Aramızda bir düşman gibi duran zamanı&lt;br /&gt;Daha o gün anlamalıydım&lt;br /&gt;Benim sana erken&lt;br /&gt;Senin bana geç kaldığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.&lt;br /&gt;Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.&lt;br /&gt;Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,&lt;br /&gt;Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.&lt;br /&gt;Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.&lt;br /&gt;Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi&lt;br /&gt;bakışıyorduk.&lt;br /&gt;Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.&lt;br /&gt;Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.&lt;br /&gt;Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.&lt;br /&gt;Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.&lt;br /&gt;Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.&lt;br /&gt;Şimdi biz neyiz biliyor musun?&lt;br /&gt;Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.&lt;br /&gt;Birbirine uzanamayan&lt;br /&gt;Boşlukta iki yalnız yıldız gibi&lt;br /&gt;Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz&lt;br /&gt;Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca&lt;br /&gt;Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız&lt;br /&gt;Ne kalacak bizden?&lt;br /&gt;Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim&lt;br /&gt;Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında&lt;br /&gt;Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden&lt;br /&gt;Bizden diyorum, ikimizden&lt;br /&gt;Ne kalacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi biz neyiz biliyor musun?&lt;br /&gt;Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.&lt;br /&gt;Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada&lt;br /&gt;Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi&lt;br /&gt;Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek&lt;br /&gt;Herşeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış başlıyor sevgilim&lt;br /&gt;Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor&lt;br /&gt;Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan&lt;br /&gt;Oysa yapacak ne çok şey vardı&lt;br /&gt;Ve ne kadar az zaman&lt;br /&gt;Kış başlıyor sevgilim&lt;br /&gt;İyi bak kendine&lt;br /&gt;Gözlerindeki usul şefkati&lt;br /&gt;Teslim etme kimseye, hiçbir şeye&lt;br /&gt;Upuzun bir kış başlıyor sevgilim&lt;br /&gt;Ayrılığımızın kışı başlıyor&lt;br /&gt;Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,&lt;br /&gt;Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,&lt;br /&gt;Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...&lt;br /&gt;Böyle zamanlarda herşey birbirinin yerini alır&lt;br /&gt;Çünkü herşey bir o kadar anlamsızdır&lt;br /&gt;İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun&lt;br /&gt;Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar&lt;br /&gt;Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz&lt;br /&gt;Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığımız anlar,&lt;br /&gt;Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar&lt;br /&gt;Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,&lt;br /&gt;Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarda hayat düşmandır size&lt;br /&gt;İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz&lt;br /&gt;Bir ayrılığın ilk günleridir daha&lt;br /&gt;Herşey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta&lt;br /&gt;Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup&lt;br /&gt;Kulak verdiğiniz saat tiktakları&lt;br /&gt;Kaplar tekin olmayan göğümüzü&lt;br /&gt;Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç&lt;br /&gt;Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz&lt;br /&gt;Bakınıp dururken duvarlara&lt;br /&gt;Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek,&lt;br /&gt;Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,&lt;br /&gt;Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında&lt;br /&gt;Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi&lt;br /&gt;Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi&lt;br /&gt;Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,&lt;br /&gt;Başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya&lt;br /&gt;Kendimizi hazırlar gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi&lt;br /&gt;Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,&lt;br /&gt;Ve kazanmış görünürken derinliğimizi&lt;br /&gt;Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde&lt;br /&gt;Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar&lt;br /&gt;O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi&lt;br /&gt;Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar&lt;br /&gt;Göremeseniz de, bilirsiniz&lt;br /&gt;Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana zamandan söz ediyorlar&lt;br /&gt;Gelip size zamandan söz ederler&lt;br /&gt;Yaraları nasıl sardığından, ya da herşeye nasıl iyi geldiğinden&lt;br /&gt;Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.&lt;br /&gt;Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.&lt;br /&gt;Dahası onlar da bilirler.&lt;br /&gt;Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.&lt;br /&gt;Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki&lt;br /&gt;hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak&lt;br /&gt;kolay değildir elbet.&lt;br /&gt;Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.&lt;br /&gt;Zaman alır.&lt;br /&gt;Zaman alır sizden bunların yükünü&lt;br /&gt;O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar dibe&lt;br /&gt;çöker.&lt;br /&gt;Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.&lt;br /&gt;Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.&lt;br /&gt;O boşluk doldu sanırsınız&lt;br /&gt;Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün gelir bir gün&lt;br /&gt;Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide&lt;br /&gt;O eski ağrı&lt;br /&gt;Ansızın geri teper.&lt;br /&gt;Dilerim geri teper.&lt;br /&gt;Yoksa gerçekten bitmişsinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi&lt;br /&gt;kavranır.&lt;br /&gt;Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.&lt;br /&gt;Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.&lt;br /&gt;Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık&lt;br /&gt;Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan&lt;br /&gt;Herşeye iyi gelen zaman sizi kanatır olmuş&lt;br /&gt;Saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla&lt;br /&gt;Günlerin dökümünü yap&lt;br /&gt;Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini&lt;br /&gt;Kim bilebilir ikimizden başka?&lt;br /&gt;Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış&lt;br /&gt;Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,&lt;br /&gt;Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği&lt;br /&gt;Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız herşeyi bir düşün&lt;br /&gt;Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya&lt;br /&gt;Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor&lt;br /&gt;Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla&lt;br /&gt;Bunlar da bir işe yaramadıysa&lt;br /&gt;Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şiire başladığımda nerde,&lt;br /&gt;Şimdi nerdeyim?&lt;br /&gt;Solgun yollardan geçtim.&lt;br /&gt;Bakışımlı mevsimlerden&lt;br /&gt;İkindi yağmurlarını bekleyen&lt;br /&gt;Yaz sonu hüzünlerinden&lt;br /&gt;Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim&lt;br /&gt;Geçti her çağın bitki örtüsünden&lt;br /&gt;Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından&lt;br /&gt;Bakarken dünyaya&lt;br /&gt;Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:&lt;br /&gt;Çiçek adlarını ezberlemekten geldim&lt;br /&gt;Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların&lt;br /&gt;Unuttuklarını hatırlamaktan&lt;br /&gt;Uzun uzak yolları tarif etmekten&lt;br /&gt;Haydutluktan ve melankoliden&lt;br /&gt;Giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden&lt;br /&gt;Duyarlığın gece mekteplerinden geldim&lt;br /&gt;Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti&lt;br /&gt;Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları&lt;br /&gt;Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şiire başladığımda nerde,&lt;br /&gt;Şimdi nerdeyim?&lt;br /&gt;Yaram vardı, bir de sözcükler&lt;br /&gt;Sonra vaat edilmiş topraklar gibi&lt;br /&gt;Sayfalar ve günler&lt;br /&gt;Işık istiyordu yalnızlığım&lt;br /&gt;Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum&lt;br /&gt;İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde&lt;br /&gt;Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.&lt;br /&gt;Karardı dizeler.&lt;br /&gt;Aşk...Bitti. Soldu şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden&lt;br /&gt;Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım&lt;br /&gt;Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde&lt;br /&gt;Aşk yalnız bir operadır, biliyordum:&lt;br /&gt;Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.&lt;br /&gt;Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim&lt;br /&gt;Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu&lt;br /&gt;El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk&lt;br /&gt;Birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:&lt;br /&gt;Eksiliyorduk&lt;br /&gt;Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim&lt;br /&gt;Her otelde biraz eksilip, biraz artarak&lt;br /&gt;Yani çoğalarak&lt;br /&gt;Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin&lt;br /&gt;Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında&lt;br /&gt;Ağır ve acı tanıklıklardan&lt;br /&gt;Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.&lt;br /&gt;Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum&lt;br /&gt;Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu&lt;br /&gt;Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...&lt;br /&gt;Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları&lt;br /&gt;Ve açık hayatları seviyordu.&lt;br /&gt;Buraya gelirken&lt;br /&gt;Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim&lt;br /&gt;Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri&lt;br /&gt;Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi&lt;br /&gt;Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...&lt;br /&gt;panayır yerleri...&lt;br /&gt;Ölü kelebekler...&lt;br /&gt;Ölü kelebekler...&lt;br /&gt;Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım onların adının yanına yazılmasın diye&lt;br /&gt;Acı çekecek yerlerimi yok etmeden&lt;br /&gt;Acıyla baş etmeyi öğrendim.&lt;br /&gt;Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?&lt;br /&gt;İpek yollarında kuzey yıldızı&lt;br /&gt;Aşkın kuzey yıldızı&lt;br /&gt;Sanırsın durduğun yerde&lt;br /&gt;Ya da yol üstündedir&lt;br /&gt;Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar&lt;br /&gt;Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar&lt;br /&gt;Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın bir yolu vardır&lt;br /&gt;Her yaşta başka türlü geçilen&lt;br /&gt;Aşkın bir yolu vardır&lt;br /&gt;Her yaşta biraz gecikilen&lt;br /&gt;Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler&lt;br /&gt;Gözlerim&lt;br /&gt;Aşkın kuzey yıldızıdır bu&lt;br /&gt;Yazları daha iyi görülen&lt;br /&gt;Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler&lt;br /&gt;İlerlerim&lt;br /&gt;Zamanla anlarsın bu bir yanılsama&lt;br /&gt;Ölü şairlerin imgelerinden kalma&lt;br /&gt;Sen de değilsin. O da değil&lt;br /&gt;Kuzey yıldızı daha uzakta&lt;br /&gt;Yeniden yollara düşerler&lt;br /&gt;Düşerim&lt;br /&gt;Bir şiir yaşatır herşeyi yaşamın anlamı solduğunda&lt;br /&gt;Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında&lt;br /&gt;Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler&lt;br /&gt;Yaşamsa yerli yerinde&lt;br /&gt;Yerli yerinde herşey&lt;br /&gt;Şimdi herşey doludizgin ve çoğul&lt;br /&gt;Şimdi herşey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi&lt;br /&gt;Şimdi herşey yeniden&lt;br /&gt;Yüreğim, o eski aşk kalesi&lt;br /&gt;Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden&lt;br /&gt;Dönüp ardıma bakıyorum&lt;br /&gt;Yoksun sen&lt;br /&gt;Ey Sanat! Herşeyi hayata dönüştüren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul - 1987 MNGN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-7061813497632725035?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/7061813497632725035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=7061813497632725035' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/7061813497632725035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/7061813497632725035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/yalnz-bir-opera-bu-siiri-cok-seviyorum.html' title='Yalnız Bir Opera/ bu şiiri çok seviyorum'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLkJGs2aoI/AAAAAAAAAI0/hWpIGsZi1ZU/s72-c/leylai.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-4441367161631627712</id><published>2009-07-19T02:08:00.000-07:00</published><updated>2009-07-19T02:10:50.099-07:00</updated><title type='text'>SUDRA GÖMLEKLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLjDUIBJrI/AAAAAAAAAIs/ya5_26R22jY/s1600-h/4-Learned_Sudra_trans.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360096152605763250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLjDUIBJrI/AAAAAAAAAIs/ya5_26R22jY/s400/4-Learned_Sudra_trans.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sudra gömlekleri içindeyim&lt;br /&gt;Zaman tanrı hem erkek hem kadın&lt;br /&gt;Amcamoğlu beni bul&lt;br /&gt;Mahpus değilim&lt;br /&gt;Bir mahpusun saydığı günlerdeyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlanmış dövmelerim okunmaz etmiş izlerimi&lt;br /&gt;Yittim ben, bilmiyorum nerdeyim&lt;br /&gt;İkindiyle akşam arasında&lt;br /&gt;Ne kadar taşıyabilir tebdilim beni&lt;br /&gt;Ben ki reddettim&lt;br /&gt;Mahpus, casus ve katilken&lt;br /&gt;Yıkanmamışların takdirini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimi öldürüyorum. kazıyorum içimi&lt;br /&gt;Çoğalmasın diye ötekilerim&lt;br /&gt;Çoğalmasın diye parçalandığı yerde&lt;br /&gt;Kaldı bedenim&lt;br /&gt;Gövdemi çoktan aştı gitti gövdemin tarihi&lt;br /&gt;Geçilmez yerinde karanlığın&lt;br /&gt;Başkasını denedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen ıslığım çalınıyor kulaklarıma, bazen gelirken&lt;br /&gt;Düşündüğüm kelimeler&lt;br /&gt;Maden ocakları hatırlıyorum, demirci körükleri, kaçarken&lt;br /&gt;Değiştirdiğim sayısız kan, bir her konaklama yerinde&lt;br /&gt;Ödediğim defterler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı&lt;br /&gt;Tuzun ve kirecin şerbeti dindi&lt;br /&gt;Kuzey defterleri güney rüzgarları arasında&lt;br /&gt;Mühürlü mektuplar taşıdım&lt;br /&gt;Bozgun zamanlarının çarşılarında dağıldı&lt;br /&gt;Başka bir kader için sakladığım kıymetler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey benim ateşler kitabındaki babam&lt;br /&gt;Nerde sazımın mızrabı&lt;br /&gt;Nerde kehribarım&lt;br /&gt;Amcamoğlu beni bul&lt;br /&gt;Gidemem, bu yıl güney&lt;br /&gt;Zaman tanrı Zurvanic&lt;br /&gt;Beni de ezberine aldı&lt;br /&gt;Resimde ellerin örtülü olması Kaderin&lt;br /&gt;Esrarengiz karakterini simgeler&lt;br /&gt;Denedim kabartmaların hacminden öteye açılan bütün imkanlarını&lt;br /&gt;Ne yapsam gölgede kalıyordu&lt;br /&gt;Hem Hürmüz hem Ahriman&lt;br /&gt;Kendime dönecek bütün zamanı kılcala daraltmıştı&lt;br /&gt;Taşıl katmanlar&lt;br /&gt;Şimdiyse boşluğundayım&lt;br /&gt;Bir büyük kabartmanın&lt;br /&gt;Örtülü ellerin arkasında&lt;br /&gt;Gömleğimi ilikleyen kopça&lt;br /&gt;Gövdeme yazılan esrar&lt;br /&gt;Karışır yazının gövdesine&lt;br /&gt;Başkaları okudukça&lt;br /&gt;Amcamoğlu buradayım&lt;br /&gt;Otların gürültüsüne, taşların tarihine bak&lt;br /&gt;Mezopotamyadayım..&lt;br /&gt;MNGN&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-4441367161631627712?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/4441367161631627712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=4441367161631627712' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/4441367161631627712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/4441367161631627712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/sudra-gomlekleri.html' title='SUDRA GÖMLEKLERİ'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLjDUIBJrI/AAAAAAAAAIs/ya5_26R22jY/s72-c/4-Learned_Sudra_trans.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-832613361252569070</id><published>2009-07-14T14:36:00.000-07:00</published><updated>2009-07-14T14:47:22.997-07:00</updated><title type='text'>MuNGaN</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slz8Njefs8I/AAAAAAAAAF4/3qvwWQPdGek/s1600-h/Murathan_Mungan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358434966455694274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 161px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slz8Njefs8I/AAAAAAAAAF4/3qvwWQPdGek/s200/Murathan_Mungan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Murathan Mungan’ın şairliğine söz etmek kimin haddine.Bir bakın şu dizelere:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"herkes kendi ateşini başkasının cehenneminde sınar/kendi külünde söner bütün rüzgarlarına yazıldığın akşam..../ömrünce sızlayacak/ kayıplar sarayında ateşte unuttuğun ferman" &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Öykülerinde de uzun soluklu bir kalemdir Mungan. Uzun cümleleri çok sever :). Bu öykücülükte hiç de kolay olmayan bir yetidir uzmanlara göre.&lt;br /&gt;Misal kadından kentlerden:&lt;br /&gt;"Havalandırma serinliğinin dışarıyı unutturduğu otelin kapısına çıktıklarında vahşi Adana sıcağı yüzlerine olanca acımasızlığıyla çarparken, Emine için gün çoktan bitmişti aslında"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeliz Şenay&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-832613361252569070?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/832613361252569070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=832613361252569070' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/832613361252569070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/832613361252569070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/mungan.html' title='MuNGaN'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slz8Njefs8I/AAAAAAAAAF4/3qvwWQPdGek/s72-c/Murathan_Mungan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1114237414694983410.post-3535874084878594133</id><published>2009-07-14T09:20:00.000-07:00</published><updated>2009-07-14T09:25:49.872-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yeliz şenay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ödünç hançer öldürmez beni'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>ödünç hançer öldürmez beni</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slyxgv5WhhI/AAAAAAAAAFU/MbicnO4G9Q8/s1600-h/588831203196773.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358352832834995730" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 289px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slyxgv5WhhI/AAAAAAAAAFU/MbicnO4G9Q8/s400/588831203196773.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ödünç hançer öldürmez beni&lt;br /&gt;bir küfür gibi kara&lt;br /&gt;kayış dilini ver&lt;br /&gt;binlerce kez açıklasam da&lt;br /&gt;dilini çözemediğim ihanet&lt;br /&gt;gel bir daha bende dene kendini&lt;br /&gt;ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte&lt;br /&gt;ne ben yenebiliyorum seni&lt;br /&gt;yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden&lt;br /&gt;giden yolları suçlarından arındır&lt;br /&gt;arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler&lt;br /&gt;unutkan şiirler, kopmuş alıntılar&lt;br /&gt;hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla&lt;br /&gt;kendine yazdığın yaşam öyküsü!&lt;br /&gt;ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır&lt;br /&gt;gelme üstüme&lt;br /&gt;boşalmış yeminlerin bileği&lt;br /&gt;ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir&lt;br /&gt;ödünç hançer öldürmez beni&lt;br /&gt;ya başka bir silah seç kendine&lt;br /&gt;ya bırak başkasının ellerine&lt;br /&gt;ölüm aşkın işidir&lt;br /&gt;kork benden sevgilim&lt;br /&gt;ahretin olurum senin&lt;br /&gt;bu kadar çok seven öldürmesini de bilir&lt;br /&gt;ben seni&lt;br /&gt;çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim&lt;br /&gt;gücümdü güçsüzlüğüm&lt;br /&gt;ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,&lt;br /&gt;büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat&lt;br /&gt;yanıltma beni, beni bana yakıştır&lt;br /&gt;son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!&lt;br /&gt;kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak&lt;br /&gt;kör eder hançerini içimin gücü&lt;br /&gt;ölümü göze alan yaşamasını da bilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MNGN&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1114237414694983410-3535874084878594133?l=mungan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mungan.blogspot.com/feeds/3535874084878594133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1114237414694983410&amp;postID=3535874084878594133' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/3535874084878594133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1114237414694983410/posts/default/3535874084878594133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mungan.blogspot.com/2009/07/odunc-hancer-oldurmez-beni.html' title='ödünç hançer öldürmez beni'/><author><name>YelizSENAY</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07274103149419181770</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='25' src='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/SmLw0yuP7oI/AAAAAAAAAJc/NIFBjEkQF00/S220/g%C3%B6zzzz.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_5OulCUnFxS0/Slyxgv5WhhI/AAAAAAAAAFU/MbicnO4G9Q8/s72-c/588831203196773.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
